Herkes zaman zaman kaygı yaşar. İş görüşmeleri, sınavlar, ani değişiklikler… Ancak bazı insanlar için bu kaygı, aniden ve yoğun bir şekilde gelir; kalp hızla çarpar, nefes almak zorlaşır, sanki ölüm yakındaymış gibi bir korku sarar. İşte bu, panik bozukluğunun tanıdık yüzüdür.
Panik bozukluğu, tekrarlayan ani ve beklenmedik panik ataklarla karakterize edilen bir anksiyete bozukluğudur. Panik atak, kişiye sanki o anda bir felaket olacakmış gibi hissettiren yoğun bir korku nöbetidir. Ataklar genellikle birkaç dakika içinde zirveye ulaşır ve fiziksel belirtilerle birlikte gelir.
Panik atağın fiziksel ve duygusal birçok belirtisi vardır. Bunlardan bazıları:
Panik bozukluğu yaşayan kişiler, atakların tekrar edeceği korkusuyla belirli yerlerden kaçınmaya başlayabilir. Bu durum sosyal hayatı, iş yaşamını ve genel işlevselliği ciddi şekilde etkileyebilir. Zamanla, kişi "atak yaşarsam kaçamam" diye düşündüğü yerlerden uzak durur; bu da agorafobiye yol açabilir.
Panik bozukluğunun kesin nedeni bilinmemekle birlikte, şu faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir:
Panik bozukluğu tanısı, bir ruh sağlığı uzmanı tarafından ayrıntılı görüşmelerle konur. Tedavi sürecinde genellikle iki temel yöntem kullanılır:
En etkili psikoterapi yöntemlerinden biridir. BDT, kişinin korkularıyla yüzleşmesine, düşünce kalıplarını fark etmesine ve yeniden yapılandırmasına yardımcı olur.
Bazı durumlarda antidepresanlar veya anksiyolitik ilaçlar panik bozukluğu belirtilerinin hafiflemesine yardımcı olabilir. Ancak ilaçlar mutlaka psikiyatrist kontrolünde kullanılmalıdır.
Bir panik atağın geldiğini hissettiğinizde şunları deneyebilirsiniz: