Bazı günler gökyüzü parlaktır. Güneş sadece dışarıda değil, içimizde de doğar. Enerji dolu hissederiz, yaratıcı fikirler akar, dünya sanki bizim için dönüyordur. Uyumaya bile gerek yoktur çünkü beynimiz çalışmayı sürdürmek ister. Zihin hızlıdır, hayat heyecan vericidir. İşte o günlerde, her şey mümkün görünür.
Sonra bir sabah uyanırsınız... ve hiçbir şey hissetmezsiniz. Işık sönmüştür. Uykusuz geçen gecelerin ardından gelen o çöküş başlar. Enerjiniz yoktur, umut yoktur. Her şey ağır gelir, hatta nefes almak bile.
Bipolar bozukluk işte tam da böyle bir şeydir.
Bipolar bozukluk, duygudurumun uç noktalarda yaşandığı bir ruh sağlığı durumudur. Eskiden “manik-depresif hastalık” olarak bilinirken, bugün daha çok bipolar duygudurum bozukluğu terimi kullanılmaktadır.
Bu bozuklukta kişi, manik (ya da hipomanik) dönemler ile depresif dönemler arasında dalgalanır.
Mani, aşırı coşku, enerjik olma hali, uyku ihtiyacının azalması, aşırı konuşkanlık, düşünmeden harcama yapma gibi belirtilerle kendini gösterir.
Depresyon ise mutsuzluk, isteksizlik, yorgunluk, uyku bozuklukları, değersizlik düşünceleri ve zaman zaman intihar düşüncelerine kadar gidebilen bir durumu kapsar.
Hayır, seninle bir “sorun” yok. Sadece zihninin inişli çıkışlı yolları var. Ve o yolların haritası, seninle birlikte yürüyen bir uzmanla birlikte daha anlamlı ve yönetilebilir hale gelebilir.
Bipolar bozukluk yaşayan birçok kişi, duygularının yoğunluğu karşısında zaman zaman kendini yalnız hissedebilir. Oysa yalnız değilsiniz. Dünya genelinde milyonlarca insan bu dalgalanmayı yaşıyor. Ve doğru destekle, bu dalgaların üzerinde denge kurmak mümkün.
Evet. Bipolar bozukluk yönetilebilir bir rahatsızlıktır. İlaç tedavisi, psikoterapi, yaşam tarzı düzenlemeleri ve sosyal destekle bireyler sağlıklı, üretken ve dengeli bir yaşam sürebilirler.
En önemli adım ise kabullenmek ve yardım istemekten çekinmemektir.
Kesinlikle evet.
Bipolar bozukluk, hayatınızın tamamını tanımlamaz. Bir parçadır yalnızca. Sizin kim olduğunuz, neler başardığınız, nasıl sevdiğiniz, nasıl iyileştiğiniz – hepsi çok daha fazlasını anlatır.
Bu rahatsızlıkla yaşamak; kimi zaman sınırlarınızı öğrenmek, kendinizi tanımak ve öz-şefkat geliştirmek demektir. Bazen düşer, bazen kalkarsınız. Ama her seferinde daha güçlü, daha farkında ve daha kendiniz gibi...